Sağlık

Modern yaşam doğurganlığı olumsuz etkiliyor

Günümüzde ailelerin en büyük sorunlarından olan kısırlık ve çocuk sahibi olamamanın en büyük etkenlerinden biri modern yaşamın hayatımız üzerindeki etkileri. Peki, modern yaşam nasıl oluyor da yatak odasına kadar girip karı koca arasına girebiliyor? İşte merak edilen soruların cevapları…

Bugünlerde çiftlerin en büyük sorunlarından biri de çocuk sahibi olamamak. Bir yanda tüp bebek merkezleri ihtiyaca cevap vermek için artarken bir yanda da çiftler kısırlığın nedenlerini merak ediyor. Uzmanlara göre kısırlığın en önemli nedeni modern yaşamın etkileri.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2 milyon kişi kısır. Aynı zamanda Türkiye’de kısırlık giderek artıyor. 150 bin çift ise çocuk sahibi olmak için tedaviyi bekliyor. Yüzyıllardır süregelen ve mutluluğun anahtarı olarak görülen çocuk sahibi olmak nasıl oluyor da bu kadar zor bir hal aldı? Modern yaşam gerçekten doğurganlık üzerinde bu kadar etkili mi? Bu soruların cevabını Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe’den aldık.

Modern yaşam öncelikli olarak çiftlerin çocuk sahibi olmasını nasıl etkiliyor?

Öncelikle iş yaşamı nedeniyle kadınlar hamile kalma yaşlarını geciktiriyorlar. Modern yaşamın doğurganlık üzerindeki en önemli etkisi bu. Doğurganlık 20-25 yaş arasında maksimum seviyede olur. 25 yaşından sonra özellikle de 32 yaşından sonra ise inişe geçiyor.

Nasıl fark ediliyor?

Örneğin kadın ilk çocuğuna hamile kalmak için sadece 1 ay uğraşırken ikinci çocuğuna hamile kalmak için 6 ay deniyor fakat hamile kalamıyor. Peki, ilk çocuğu kaç yaşında 10 yaşında. Aradan 10 yıl geçtiği için doğurganlık azalıyor. Bu nedenle yaş faktörü nedeniyle hamileliği geciktirmek doğurganlığı direkt olarak artırıyor. Buradan çıkan sonuç ise hamileliği geciktirmek zorunda kalanlar doğurganlık ölçümlerini yaptırmak zorundalar. Ultrasonla yumurtalıklara bakılıyor ve adet kanamasının üçüncü gününde kan alımıyla doğurganlığın ne düzeyde olduğu saptanabiliyor. Yaşına göre doğurganlık iyi seviyede ya da doğurganlık azalmış sonucu çıkabiliyor.

Beslenmenin doğurganlık üzerinde direkt etkisi var mı?

Modern yaşamın beraberinde getirdiği bir diğer sorun da beslenmedir. Beslenme alışkanlıklarının getirdiği en önemli sorun obezitedir. Obezite doğurganlığı azaltma olmasa da yumurtlamayı baskılamaya neden olur. Kilo fazla oldukça yumurtlama da o kadar az olur. Yani bir kadın yılda 12 kere yumurta üretiyorsa 12 defa doğurganlıkla karşılaşıyor demektir. Eğer obezite sınırına gelmişse bu doğurganlık yüzde 50’ye kadar azalmış olur.

Cep telefonu, bilgisayar gibi elektronik aletlerin ne tür etkisi bulunuyor?

Modern yaşamın getirdiği diğer şeyler ise etraftaki radyasyondur. Etraftaki radyasyon ne yapar ve etrafta gerçekten çok ciddi bir radyasyon var mı buna bakmak lazım. Çok ciddi bir anlamda radyasyon yok. Radyasyon olarak tanımladığımız şey röntgen çekilirken alınan radyasyondur. X ışını vücudun dengesini kalıcı olarak bozabiliyor.

Elektromanyetik dalga dediğimiz şey ise vücudun dengesini kalıcı olarak bozmuyor fakat dengeyi sarsabiliyor. Cep telefonu, uzaktan kumada, internet bağlantıları gibi yüzlerce elektronik kaynakla karşı karşıyayız. Bunların arasında en tehlikeli olanı ise cep telefonudur. Cep telefonu giderek yaygınlaşıyor. Cep telefonu kullanımında kısıtlama getirmek gerekiyor.

Elektromanyetik kaynaklar arttıkça yumurtlamayı ve yumurtanın kalitesini bozabilir. Şu an için kanıtlanmış bir bilgi yok. Erkekte ise sperm şekil bozukluğu, hareket azlığı ve miktar azlığı yapabilir. Mümkün olduğu kadar klasik şeylere yönelmek lazım. Örneğin evde cep telefonu yerine normal telefonla konuşmak gerekir.

Yazar hakkında

Alkan Kaya

Yorumla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.