Sağlık

Modern kadının laneti anksiyete

Anksiyete modern çağın, modern belâlarından… En büyük tehlike, anksiyetenin bir hastalık olduğunun bilincine varmayıp, hastalığı “ayakta geçirmeye” çalışmakta yatıyor. Ben aslında kötü biri miyim?.. Yoksa sevgilim benden sıkıldı mı?.. Ya ailemden biri hastalanırsa?.. Ya beklediğim terfiyi alamazsam?.. Ya onu incittiysem?

Benzer kaygılar, sizin de gündelik hayatınızı cehenneme çeviriyorsa, bu yazımızı okumanızda fayda var. Gündelik hayatın zehirli endişelere dönüşmesine izin vermeyebilirsiniz.

kuldayken sınavlarınız için kaygılanırdınız. 20′li yaşlarınıza geldiğinizde, iş bulup bulamayacağınızı, başarılı olup olamayacağınızı merak ediyordunuz. İnsanların sizin hakkınızda ne düşündüğü, sizin için hayat memat meselesi.

Şimdilerde mesleğinizde başarılı olup olmadığınız, terfi alıp almayacağınız, iyi uyuyup uyuyamayacağınız, ertesi gün işe vaktinde gidip gidemeyeceğiniz gibi mevzular üzerine kafa patlatıyorsunuz.

Sağlığınız konusunda endişelisiniz. Ağrısız, sancısız bir gününüz geçmiyor. Hepsinden beteri de, sizi “gamlı baykuş”a çeviren şu endişeler; yani endişenin bizatihi kendisi…

Sorular, kaygılar

Sevgilinizin sizden bıkmış olabileceğini düşünüyorsunuz. Ya yarınlarda bir gün, yaşadığınız evden taşınmanız gerekirse? Ya ailenizden biri hastalanırsa? Ya memleket düzlüğe çıkmazsa? Ya dünya bir gün gerçekten batarsa?!?

Bu ve benzeri kaygılar her gününüzü cehenneme çeviriyorsa; anksiyete dünyasının neferlerinden birisiniz demektir.

Endişe, kaygı, vesvese, bir kadının mesleği gibidir. Büyük ihtimalle kadınlar endişelenme konusunda erkeklerden daha “başarılı” oldukları için, amiyane arabesk tabirle, acılarından neredeyse zevk alır bir hâle gelebilirler.

Başarılı dediğimize bakmayın; kadınlar, dostlarıyla dertlerini paylaşıp, kendileriyle, dünyayla ve gidişatla dalga geçmeyi öğrenip, anksiyeteyle yaşamayı “başarıyorlar.”

Herhangi bir kadının anksiyete oranı, bir erkeğe musallat olduğunda, o erkek genellikle kendisini depresyonun sessiz kollarına bırakıyor.

Elbette ki endişe, kadın-erkek, hepimizin hayatında yeri olan bir mefhum; insan doğasının bir uzantısı… Uzmanlar, endişeyi, korkunun bir türü olarak nitelendiriyorlar. Doğanın bedenlerimize yerleştirdiği, kökleri çok derinlerde olan bir alarm sistemi de diyebiliriz…

Endişenin kendisi endişeyse

Potansiyel bir tehlike söz konusu olduğunda ve bu tehlikeyi bertaraf etme derdine düştüğümüzde, geçmiş kaynaklı korkularımız da yüzeye çıkar.

Ancak, kimilerimizde bu alarm çok sık ve korkunç yaygaralı bir şekilde devreye girer; hayatımız bir endişeler, vesveseler silsilesi olur çıkar. Artık endişenin kendisi, endişelenecek bir şey hâline gelmiştir: Anksiyete dünyasına hoş geldiniz.

“İyi endişe” hayata karşı önlemler almamızı sağlar; örneğin karşıdan karşıya geçerken sağımıza solumuza bakmayı ihmal etmemizi önler; bir iş görüşmesine giderken yeterince hazırlanmamızı sağlar. Kısacası, bir durum için söz konusudur, somuttur ve geçicidir…

Kadınlarda daha fazla

Aşırı ya da “kötü endişe”, kısacası anksiyete ise, kendi başına bir hayata sahiptir; hayatınızın sahibidir. Şimdi de kötü haberleri veriyoruz: Kadınların anksiyeteden musdarip olma oranları, erkeklere nazaran çok daha yüksek.

Peki kadınların “kötü” endişeleri nereden kaynaklanıyor? Uzmanlara göre, kaynaklar muhtelif…

Yazar hakkında

Alkan Kaya

Yorumla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.