Sağlık

Günümüzün en tehlikeli gizli hastalığı panik atak

Aniden ortaya çıkan sıkıntı ya da korku nöbeti olarak tanımlanan panik atak, hastayı sosyal hayattan koparıp eve bağımlı hale getiriyor. Hastalık, kırsal bölgelerde daha nadir görülürken, kentlerde görülme sıklığı giderek artıyor.

Kent yasamının getirdiği hastalık
Modern yaşamın getirdiği hastalıklardan biri olan panik atak, gün geçtikçe artıyor. Araştırmalarda ABD’de her 4 kişiden birinde, Türkiye’de ise her 100 kişiden 4′ünde panik atak rahatsızlığı görülüyor. Evli kişilerde bekarlardan daha az rastlanırken, dul ve boşanmışlarda ise evlilere oranla yaklaşık 4-5 kat daha sık görülüyor. Beklenmedik zamanlarda ortaya çıkabilen panik atak, ‘fiziksel belirtilerle seyreden psikolojik bir sendrom’ olarak tarif ediliyor. Panik atak hastalarının yaşadıkları endişe ve korkuyu en yakınlarındaki kişiler dahi anlayamıyor. Panik atak, tedavisi olan bir rahatsızlık. Ancak tedavi süreci uzun ve dikkatli takip istiyor. International Hospital Uzman Doktoru Ali Ayas, panik bozukluğuyla ilgili sorularımızı cevapladı:

Panik atak nedir?
Çoğu kez fiziksel belirtilerle ortaya çıkan, korku ve endişe yaratan bir ruhsal hastalık ve aniden hissedilen ciddi bir korku olarak tanımlanabilir.

Fiziksel sorunlar, hepimizde endişe ve panik yaratıyor.
Panik duygususun korkudan farkı, korkuda belli bir nesne, durum vardır. Ama panik atakta durum daha farklı. Panik atak bazen dinlenirken, bazen uykuda, bazen televizyon izlerken, minibüste başınıza gelebiliyor. Her zaman bir neden olması gerekmiyor. Korku ve endişeden kasıt, kalp krizi geçirdiğini düşünen panik ataklı bir bireyin gerçekten kalp krizi geçirmiş birinden daha yüksek korku yaşamasıdır. Bu, hastalığın doğasından kaynaklanıyor.

Ortada uyarıcı bir neden olmadan hepimizin korku anında yaşadıklarını yaşıyorlar.

Evet. İnsan bedeninin tehlikeyle karşılaştığında kendisini koruması için kurduğu belli bir sistem var. Vücut, strese karşı ya mücadele eder ya da kaçar. Bu sistem harekete geçtiğinde göz kaslarımız farklı çalıştığı için etraftaki ışıkları ve renkleri farklı görebiliriz. Hızlı soluk alıp veririz. Bu nedenle kanın kimyası değişir, uyuşmalar, baş dönmeleri meydana gelebilir. Tüylerimiz diken diken olur, kulağımızda çınlamalar duyarız. Tüm bunlar aslında doğanın bize verdiği ve bizim işimize yarayan savunmalarımız, fakat bu savunma sistemi şu an sebebini ne olarak bilmediğimiz nedenlerle, panik atak hastalarında bozuluyor. Ortada hiçbir sebep yokken, bu sistem çalışmaya başlıyor.

Panik atak modern çağın bir hastalığı mı, eskiden beri var mıydı?
Psikiyatrinin bu hastalığı panik atak demesi en fazla 25 yıl öncesine dayanıyor. Hayat şartları değiştikçe, kentleşme oranı arttıkça, ruhsal rahatsızlıklarda artış oldu ve insanlar daha kolay psikiyatriste ya da psikoloğa gitmeye başladı. Artık televizyon dizilerinde bile panik atak rahatsızlığının adı geçiyor.

Bir hasta, ayda ortalama kaç kere panik atak geçirebilir?
Günde birkaç kereden, ayda birkaç kereye, hatta yılda birkaç kereye kadar düşebilir. Ama yılda 1-2 kez atak geçiren biri de, bu atakları çok kötü yaşadığı için tüm bir yılı hep atak geçirecekmiş hissi ile yaşayabilir.

İlk atak 16 yaşında oluyor
HER panik atak geçiren panık bozukluğu hastası değildir. Çünkü toplumun yüzde 25′i hayatının bir bölümünde en az bir kere panik atak geçiriyor. İlk ataklar en çok 16-20 yaşlarında görülüyor. Ama hasta bunu yetişkin yaşlarda fark edebilir. Tedavi için başvuranların yaşı daha yüksek oluyor.

Yazar hakkında

Alkan Kaya

Yorumla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.