Kopya Hikayeler

Kopya Hikayeler – Dönüşüm

Tarafından yazılmıştır Alkan Kaya

“Kopya Hayatlar” yaşıyoruz. Birbirinin benzeri yada aynısı. Küçük değişkenler var hayatlarımızda, mesela benim adım Alkan, öbürünün adı x,y,z, bu hikâyede kopyalanan hayatın adı “Dönüşüm”

Kendimi bildim bileli sabahları erkenden uyanırım. Kimi zaman uyanır kahve içer tedirgin edici şeyler yapar sonra tekrar uyurum. Bazen yapmam gereken bir şeyler varsa erkenden yapar, kendime vakit ayırmaya çalışırım. Mesai saatleri bellidir kamu kurumlarında örneğin ben 08:00-17:00 saatleri arasında çalışıyorum. Ama o cumartesi pazarlar yok mu? En sevmediğim günlerden. Hiç sevmem yapılması gereken o kadar çok şey birikir ki o günlere hafta 7 gün ama 2 gün kendine ayırabiliyorsun. Ben yine çok şanslıyım ya o iki günde olmasaydı. Ülke geneline göre ayrıcalıklı bile sayılırım. Bu 5 gün içinde Çarşamba var oda çok yalnız. Aslında o günde iş gününden çıkarmak lazım. Çalışanı düşündüğüm için değil o gün çalışanlar dinlenirse motivasyonu daha yüksek iş verimi daha yüksek olur dimi : ))

Sıcak bir Pazar sabahıydı. Sürekli açık olan pencerenin etkisiyle açılmış perde sonuna kadar güneş yatağımı alev alev kavuruyor. Yaz aylarında gün doğumu ile başlar Ankara’nın kuru sıcağı. Severim sıcağı, yanmayı, güneşi, ama zamanında. Doğaya isyan edilir mi? Kabul etmek lazım büyük gücü. Sessizce uyandım. Sinsi hareketlerle kafamı kaldırdım köpeğin konumuna baktım. Tamamdır doğrulabilirim. Başucumda duran litrelik su şişesinden suyumu içip kendime geldiğime göre güne başlayabilirdim. Diğer günlerden farkı var mı bu günün. Aslında tüm günler birbirinin aynısı birbirinden çok farklıdır. Her zaman hayatı sorgulamak büyük bir paradoks oluyor benim için. Herkes aynı sorguları yaşıyor mu bilmiyorum ne zaman soru sormaya başlasam köpeğim kaçıyor benden. İnsanlığı ben kurtaracağım sanki tek başıma 8 milyar insan için çabalıyor gibi oluyorum. Şimdi bu gün dünün aynısı ise neden güneş daha geç doğdu şimdide beynim coğrafya bilgisine yanacak. Acaba geç mi doğdu erken mi? Sonuç neyi değiştirdi peki? Koca bir hiç. Kendi kendime de konuştuğuma göre tamamdır oldu bu iş.

Öğlene doğru karnımın acıktığını hissettim. En son iki gün önce yemiştim aslında bu günde yemek yemesem olurdu. Hayal kurmaya başladım izlediğim filmin etkisi altında kalarak. Kapattım gözlerimi uyudum tekrardan J

Hayalim aslında çok basitti. Bir odalı ev sadece tek oda, büyük bir yatak gri süngerimsi bir madde ile kaplı duvara dayanmış sağ ve sol tarafta komodin. Sağ taraftaki komodin üzerinde vazgeçilmezim litrelik su, ve şarj aleti sol tarafta küçük bir fotoğraf. Yatağın solundaki duvar boyu dolap, sağ taraftan gelen güneş ışıklarının düştüğü ahşap bir sehpa iki tabure arasında tavla oyamaya müsait bir ortam hazırda bekliyor.  Evin giriş kapısının tam karşısında iki köşe takımı bir birine bakıyor. Duvara bir şeyler koymaktan nefret ederim. Hayalimde bari olmasın duvara dayanan koltuk kanepe gibi şeyler. Girişin solunca ise en sevdiğim mekan, mutfak yada yemek yapacağım yer. Podyum sıcaklığı olmalı tezgâhın üzerinde, alışkanlıkların en doğru olması gerektiği yerdir orası. Mental huzurun olduğu tüm dünya ile iletişimin koptuğu hiçbir sorunu düşünmediğim tek yerdir orası benim için. Yemek yapıyorum birde dünya sorunlarını mı düşüneyim di mi? Acaba ne yemek yapsam düşüneyim biraz köpeğime sorayım onun cevap belli ama yinede fikrini almak lazım. Buldum Ankara tava yapayım. Bol tereyağlı üzerinede buzlukta bi parça kavurma olacaktı ohh mis gibi yanına birde bergamot aromalı çay demledik mi tamamdır. Oğlum ile birlikte balkonda seyrederken âlemi güzelce karnımızı doyurup çay keyfi yaparız.

Hemen raflarda bulunan şehriyeye uzandı elim diğer elim boş durur mu aldım elime pilav tenceresini. Az zeytinyağı birazda sıvı yağ attım ocağa hemen. Şehriyenin yanında duran kardeşi sayılır pirinci alıp yıkamaya başladım. Yağ kızınca şehriyeyi kavurdum güzelce üzerine yıkanmış pirinci koydum. Az bişi kavurdum yağda, ekledim suyunu kapattım hemen tencerenin ağzını pişmeye bıraktım.  Dolaptan çıkardım tavukgöğsünü parçaladım güzelce küp küp doğradım gizli karışım baharatı ve zeytinyağı ile dinlenmeye bıraktım. Biraz dinlensin yoruldular. Elimde büyük bir bıçakla işkence ettim. Tam bir caniyim sonrada ateşte pişirip yicem onları galiba ben bir psikopatım.  Dolapta her zaman yaz kış mutlaka ince kıl biber olur üstelik tatlısından çok severim. Evde yiyecek bir şey bulamazsam en kötü ihtimalle tost makinesine atarım birkaç tane hafif közler ekmek arası üzerine beyaz peynir yanında olmazsa olmazım çay tamamdır. Bir kaç tane domatesle birlikte güzelce yıkadım. Domatesleri rendeledim bu sefer biberleri ince ince doğradım. Plastik bir kabım vardır bu işlerde kullanmak için. Rengi pembe onu da çok severim çok kullanışlı bir kap. Bende her şeyi çok seviyorum.  Sevmek yoruyor insanı galiba bu nedenle çok yorgunum. Tavayı ısıtıp üzerine attım tavuk parçalarını cazır cozur sesi duymak lazım, sonrasında gelen baharatlı kokusu insana huzur verir.  Pilav pişti galiba bakayım. Evet pişmiş.  Tavuklar iki aşamalı pişer önce baharatlı suyunu kaybetmeden eğer kaybederse suyunu çok önemli değil lezzeti az olur ama telafi ederiz. Üzerine sarımsak doğradığım domates ve biberi attık mı tamamdır. Doğaçlama lezzet anlık gelişiyor. O arada çayda demlemek lazım. Çay olmazsa olmaz. Çay olmadan sohbet olmaz, sakinlik olmaz.

Pilavın üzerine tavuklu sosumuzu döküp güzelce karıştırıyoruz. Sonra hepimize afiyet olsun.

Yazar hakkında

Alkan Kaya

Yorumla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.