NeoCa

Günün Esprisi yine Çıktı – Trombosit

Tormbositin tanımını yapmışta bulunduk bi kaç resimle çok bilimsel bi yaklaşım oldu ama olay o değil olay şu ki insandan trombosit alınırken normal kan alımı gibi yapılmıyor daha fazla trombosit çıkması için en az 10 kat 1 ünite kana göre bazi garip aletler var bunlar zaten iyi şeyler bu cihas sayesinde çok daha verimli kullanılıyor.

Bu cihaza normal kan alımı gibi damar yolu açılarak bağlantı yapılıyor kan damarımızın bi parçası haline geliyor yani cihaz bizim bi uzulumuz gibi çalışıyor topluyor veriyor vücudumuzdaki tüm kan cihazın içinden geçiyor ayrıştırılıp tekrar vücudumuza giriyor.

Tavsiyemdir mesela canınız sıkıldı ne yaparsanız yapın can sıkıntınız geçmiyor ne yapacaksınız trombosit lazım bi hasta bulacaksınız ve tormbosit vereceksiniz dikkat edin 5 gün saklanabiliyor bu yüzden hastaya vermek daha faydalı olur bu size ne kazandıracak hem test yaptırmış olacaksınız sağlıklımısınız yoksa sağlıksız mı bunlar ortaya çıkacak eğer ki sağlıklı iseniz sadece canınız sıkılıyor ise bu cihaz sayesinde tüm kan hücreleriniz vücudunuzdan çıkıyor dışarıyı görüyor geziyor tekrar vücudunuza giriyor biraz gezmiş oluyor ve can sıkıntınız geçiyor 🙂 ve sizin bu canınız sıkıldığında olan etkinlikten bi hasta faydalanıyor insanlık için önemli bir adım bu yaklaşımı da görüp hayta farklı pencerelerden bakmanız güzel olur.

Başka bir artısı ise diyelim ki bunalıma girdiniz ve diyorsunuz ki kendi kendinize ben çok asosyalim ama yalan kocaman yalan yaw sizin kanınız bile sosyal baksanıza kanınız dışarı çıkıp gezip geliyor düz mantık asosyal değil sosyal ötesi siniz. İlerleye yazılarımda sosyallik adına bir kaç konuya değineceğim toplumun kanayan yarasına yine tuz dökeceğim neoca çözümler üreteceğim.

 

Trombosit veya kan pulcukları kan pıhtılarının oluşumunda görev alan hücre parçalarına verilen isimdir. Platelet olarak da adlandırılır. Düşük trombosit seviyeleri veya fonskiyon anormallikleri (disfonksiyon) kanamayı yatkınlaştırırken, yüksek trombosit seviyeleri -çoğunlukla asemptomatik- tromboz (damarda kanın pıhtılaşması) riskini yükseltir.

Kan pulcukları çok sayıda granül ihtiva eden renksiz hücre parçalarıdır. Çapları 1.5-3.0 μm arasında değişir. İnsanlarda eritrositler (alyuvarlar) gibi, anükleer (çekirdeksiz) ve disk şeklindedirler (diskoid). Hücre zarının sitoplazma içine doğru parmak şeklinde girmesi sonucu oluşan ve yüzeye açılan bir kanal sistemine sahiptirler. Bu kanal sistemine kanaliküler sistem adı verilir. Ayrıca RNA ve birkaç farklı granül tipi içerirler

Kan pulcukları Granülleri

Kan pulcukları lizozomları veya Lambda granülleri: asit hidrolazlar içeren, 175-200 nm çapındaki granüller.

  • Delta granülleri: ADP, ATP, kalsiyum iyonları, pirofosfat ve serotonin (plazmadaki serotonini alarak depolarlar) içeren, 250-300 nm çapındaki granüller.
  • Alfa granülleri: fibrinojen, faktör V, vitronektin, trombospondin ve von Willebrand faktörü içeren, 300-500 nm çapındaki granüller.

Granüllerin içerdikleri maddeler iltihaplara verilen tepkide ve hemostazda rol alırlar.

Fizyoloji

Kan pulcukları Yapımı

Kan pulcukları kemik iliğinin megakaryosit diye adlandırılan büyük ve multinükleer olan hücrelerinin parçalarından oluşur. Megakaryosit parçaları sistemik dolaşıma girince kan pulcukları olarak adlandırılırlar.

Başlıca karaciğer tarafından üretilen trombopoietin (trombopoetin olarak da anılır) hormonu kan pulcukları yapımını uyarır ve çoğalmasını kontrol eder.

Dolaşım

Kan pulcukları dolaşımdaki ömrü 9-10 gündür. Daha sonra dalakta ayrıştırılır. Hiposplenizm (dalağın fonksiyonunda azalma veya yok olma) yüksek kan pulcukları sayımlarına, hiperslepnizm (dalağın aktivitesinde anormal artış) düşük trombosit sayımlarına neden olabilir.

Görevi

Kan pulcukları kollajen ile temas ettiklerinde aktive olurlar. Damarın içindeki endotel bir şekilde hasar gördüğünde altındaki kollajen (bağ dokusu) açığa çıkar, aktive olan kan pulcukları kollajene bağlanır. Hasarlı bölge üzerine kan pulcukları kümelenir ve trombotik tıkaç oluştururlar. Bunun (oluşan tıkacın) sonucu olarak da ihtiva ettikleri granüllerin içeriğini ortama boşaltırlar. Ortama boşaltılan bazı maddeler yüzünden kan pulcukları birbirlerine bağlanırlar, yeni gelen kan pulcukları hasarlı yüzeye bağlanmış kan pulcukları bağlanır. Ayrıca granüllerin içeriği ortama boşaldığında ortaya çıkan serotonin salınımı damar duvarındaki düz kasların kasılmasına neden olarak hasalanmış bölümden kan akımını engeller. Bunun nedeni serotonininin vazokonstrüktör olmasıdır. Ayrıca agregasyon sırasında kan pulcuklarında yüksek oranda bulunan miyozin ve aktin filamentleri kasılarak oluşan tıkacı güçlendirirler. kan pulcukları1 plazmada bulunan fibrinojene ilave olarak fibrinojen salgılar. Bunun sonucu olarak pıhtılaşma sırasında daha çok fibrinojen fibrine dönüşürek, daha çok (trombosit ve diğer) kan hücrelerinin tutunacağı fibröz ağ oluşturur.

von Willebrand faktörü hasarlı damar duvarına yapışarak kan pulcuklarının buraya tutunmasını kolaylaştırır. Bu nedenle koagülasyon için önemlidir ve von Willebrand faktörü eksikliği veya bozukluğunda koagülasyon bozuklukları görülür. von Willebrand faktörünün eksikliğinden kaynaklanan hastalığa von Willebrand hastalığı denmektedir.

Damar duvarı prostasiklin (PGI2) isimli, kuvvetli bir trombosit agregasyon inhibitörü (engelleyici) sentezler. Böylece kan pulcukları tıkacı sadece hasarlı bölgede oluşur, yayılamaz.

Aktivatörler

Bilinen birçok kan pulcukları aktivatörü (etkinleştirici) vardır. Bunlardan bazıları:

  • Kollajen, özellikle von Willebrand faktörü ile beraber
  • Trombin
  • Tromboksan A2
  • ADP
  • Konvulksin

İnhibitörler

  • Prostasiklin.
  • Nitrik oksit

Hastalıklar

Sağlıklı bir insandaki trombosit sayımı 250-500 x 109/L kan arasındadır.

Trombositopeni (düşük trombosit sayımı) ve trombositoz (yüksek trombosit sayımı) koagülasyon problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Kaba bir anlatımla, düşük trombosit sayımı kanama riskini yükseltirken, yüksek trombosit sayımı tromboz riskini yükseltir.

  • Düşük trombosit sayımına neden olabilecek bazı bozukluklar:
    • Trombositopeni
      • İdiopatik trombositopenik purpura
      • Trombotik trombositopenik purpura
      • İlaçlara bağlı oluşan trombositopeni, örneğin: heparine bağlı trombositopeni (HIT)
    • Gaucher hastalığı
    • Aplastik anemi
  • Trombosit disfonksiyonuna (fonksiyonda azalma veya yok olma) veya düşük sayıma neden olabilecek bazı bozukluklar:
    • HELLP sendromu
    • Hemolitik-üremik sendrom
    • Kemoterapi
  • Yüksek trombosit sayımına neden olabilecek bazı bozukuklar:
    • Trombositoz
  • Trombosit adezyon (bağlanma-yapışma) veya agregasyonu (kümelenme) bozukluklarından bazıları:
    • Bernard-Soulier sendromu
    • Glanzmann trombastenisi
    • Scott sendromu
    • von Willebrand hastalığı
  • Trombosit metabolizması bozukluklarından bazıları:
    • Düşük siklooksigenaz aktivite, konjenital (doğuştan) veya ilaca bağlı olabilir

Yazar hakkında

Alkan Kaya

Yorumla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.